Önümüz arkamız sağımız solumuz markalar ile dolu. Gözümüze batanlar, gözümüzden kaçanlar, hepsini bu ortamda tartışalım.

Pazarlamaya biraz da Duygu'sal yaklaşalım.

önüM ARKAm sağım solum sobe!

"Emotional Marketing" We are surrounded by brands. Whatever catches our eyes and escapes from us will be discussed in this platform.

Honey Bana Honey Bana?

Posted: Monday, February 28, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , , , 0 comments

Balparmak'ın çocuklara sunduğu bal serisinin ismi çok hoş: Honeybana :)
Çok esprili buldum. Winnie the Pooh, Periler ve Oyuncak Hikayesi karakterleri var üzerinde Honeybana serisinin. Honeybana Balparmak Süzme Çambalı Serisi...

...Bu da okuldan gelmiş...Honey Bana Honey Bana demiiişşşşşşş :)

Eng: "Honey Bana" sounds like "Hani Bana" which means: "Where is mine?" in Turkish.
I find it creative and funny. This "honey" brand "Balparmak" launched its new series for kids with the name "Honeybana". It is very creative. I like it :)

SeyatahamEM Canlı Para'daydı!

Posted: Tuesday, February 22, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , , , , 0 comments

Ve o ismi ben buldum :)



Çok sevgili Marka Danışmanı arkadaşım Ömürden Sezgin sevgili kardeşi Varlık ile bu akşam Canlı Para'daydı. Kurucusu oldukları Sonradan Gurmeler ve Sırt Çantalılar gruplarını anlattılar, iki grup için bastırdıkları t-shirtler uğurları olarak paraların yanında yer aldı. Ömürden Engin Altan Düzyatan'a ODTÜ Endüstri Mühendisleri  kitapları hediye etti; iş tecrübelerinin anlatıldığı TecrübEM ve 41 ODTÜ Endüstri Mühendisi'nin seyahat hikayelerinin yer aldığı SeyahatnamEM.

Arkadaşımı yarışmada görmek güzeldi, SeyahatnamEM'i de öyle:) Çünkü SeyahatnamEM ismini geçen sene ben bulmuştum :)

SeyahatnamEM ismi, diğer kitapları TecrübEM gibi Endüstri Mühendisleri'nin baş harfleri ile biten bir kelime oyunu ile oluşturmuştum. Kitap için isim ararken, gezi hikayelerin anlatıldığı bir kitabı özelleştirerek, Endüstri Mühendislerine aitliğini de belirtecek şekilde, basit, anlaşılır, içeriğini anlatan bir isim seçilmesi gerektiğine karar kılmıştım. SeyahatnamEM böyle doğdu.

Umarım sevgili arkadaşım Ömürden gerçekleştirdiği ve planladığı tüm girişimlerde şimdiki gibi ve gittikçe artan başarılara imza atar...

SeyahatnamEM'i hepinize tavsiye ederim.

Eng: My dear colleague and a good friend of min, Omurden Sezgin, was on a live TV show the other night. He contested for 1 million lira with his brother. They made the book they have written to the host. That book is very special to me since I am the one who found its name last year: It is called SeyahatnamEM. The book was written by 41 Industrial Managers graduated from ODTU (Central Anatolian Technical University). It gathers their travel stories and adventures to various places all over the world. Seyahatname means "Travel guide". And "EM" stands for "Endüstri Mühendisleri" (Industrial Managers). 
It was nice to see my friends appear on TV as well as seeing the book I named..:)

Patlamış mısır mı Patlayan mısır mı?

Posted: Thursday, February 10, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 2 comments


Marketten isterken "patlamış mısır" mı yoksa "patlayan mısır" mı dersiniz?
Ben şahsen "patlamış mısır" derim herhalde. Ne de olsa hep öyle alışmışız. Ama aslında patlamamış halini istiyoruz değil mi? Evde kendimiz patlatacağız :)
Hazır patlamışını alırken patlamış mısır isteriz.
Hiç düşünmemiştim :)
Çok hoşuma gitti :)

Super Bowl Reklamları!!!

Posted: Monday, February 7, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: 0 comments

Amerika'nın en önemli eventlerinden biri olan Super Bowl dün oynandı. 1967'den beri her yıl oyanan Super Bowl'un kazananı National Football League (NFL) yani Ulusal Futbol Ligi'nin şampiyonu oluyor. Amerikalıların her yıl heyecanla beklediği bir maç. Kadın, erkek, genç, çoluk, çocuk seyrediyor tüm aile. Çoğu insan da maçtan çok reklamlar için takip ediyor. Çünkü birçok markanın reklamı ilk kez Super Bowl'da yayınlanıyor. Tabi inanılmaz bütçelerle.
Ben de bugün hemen web sitelerinden inceledim.
Seyretmenizi tavsiye edeceğim reklamlar şunlar: (Resmin üstüne tıklayıp izleyebilirsiniz)

Doritos Finger Licker :) Harika :)


Coke Battle Lines
Kola bariyerleri kaldırır mı?

Audi Kenny G
Steve Martin'i çok severim. Zenginler hapishanesi :) Harika :) Mercedes'e de taş var :)

Reklamları NFL web sayfasından izleyebilirsiniz. Siz hangilerini beğendiniz?

Coca Cola Dragon (Müthiş)

Süt mü kireç sökücü mü?

Posted: | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments

Bu maskot süt damlası sanırım. Bana biraz Cif'i anımsattı. Ürünkeri görmesem temizlik malzemesi diyebilirdim, kireç sökücü. Sizce?

GIFT!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Posted: Friday, February 4, 2011 | Posted by Duygu Phillips | 0 comments


AJANDA Online Magazine has a big surprise! Wonderful gift for 5 people!
Would you want to flatter yourself or your girlfriend on Valentine's Day?
We are making a gift a pearl necklace with Swarovski, inside an oyster shell to 5 lucky readers!
(the gift promotion is designed for people living in Turkey)

Hediye Çekilişi!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Posted: | Posted by Duygu Phillips | Labels: , , 0 comments

For English press here...
Ajanda Dergi’nin 5 Kişiye Muhteşem Bir Hediyesi var!


Sevgililer Gününde kendinizi veya sevgilinizi şımartmaya ne dersiniz?

5 şanslı kişiye SWAROVSKİ TAŞLI GÜMÜŞ İNCİ KOLYE armağan ediyoruz, üstelik gerçek istiridye kabuğunun içinde.



Yapmanız gereken sadece çekilişe katılmak. Nasıl mı?

Ajanda Dergi aktif abonesi olmak. Bunun için sitemizin sol tarafında bulunan ‘mailinizi yazın’ bölümüne mail adresinizi yazarak abone olabilirsiniz.

Abone olduğunuz mail adresinizden iletisim@ajandadergi.com adresine “çekilişe katılmak istiyorum” içerikli mail atıp çekiliş için 1 hak kazanabilirsiniz.

Facebook sayfamızdaki çekiliş duyurularımızdan birine yorum yazarak +1 çekiliş hakkı daha kazanabilirsiniz.

Varsa blogunuzda veya web sitenizde bu çekilişle ilgili bir duyuru yayınlayıp sayfamıza link verirseniz ve iletisim@ajandadergi.com adresimize bu postunuzun linkini gönderirseniz +1 çekiliş hakkı kazanabilirsiniz.

Son çekiliş hakkı için 9 Şubat sabah saat 11:00’e kadar vaktiniz var.

Sonuçlar aynı gün açıklanacak ve şanslı kazananlara gönderilmek üzere kargoya verilecektir.

Çekilişler random.org aracılığıyla yapılacaktır.

Olmaz olmaz demeyin, şansınızı deneyin!
http://www.incikolye.com.tr/swarovski-tasli-inci-kolye-vipinci.html
adresinden kazanacağınız bu harika ürün hakkında daha detaylı bilgi alabilirsiniz.
Herkese bol şans!!!!!

http://www.ajandadergi.blogspot.com/

Yorum yazın...

Sümüklü Böcekli Krem İster misiniz?

Posted: Tuesday, February 1, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: 0 comments


Mükemmel! Tam aradığım ürün :) Ayy ben hayatta kullanamam valla. Ama farklı bir ürün değil mi? Kaç kişi ben kullanırım der? Kaç kişi alır? Kaç kişi Body Shop'un güzelim, mis kokulu, sevimli çilek, şeftali, hindistan cevizi kokulu ürünlerini kullanır?

WOULD YOU LIKE A SNAIL LOTION?

Great! Exactly what I've been looking for :) Oh! I can never use this. But it IS  a different product, isn't it? How many of you would say "I would use it"? How many would buy it? How many would prefer it to Body Shop's cute, strawberry, coconut flavored prducts?
Would you?

Yorum yazın.../ Leave a comment...

Pırlanta gibi zeytindir o!

Posted: Friday, January 21, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 2 comments


O kadar da değil :)
Pırlanta dediğin parıldar, simsiyah bir zeytin, ne alaka :)
Bir de bu el garip geldi, erkek eli değil mi? Öyle olması lazım, ama çok manikürlü, ojeli değil mi?
Pırlanta gibi zeytindir...Çok severim kendisini. Tadını sever, ama çekirdeğine bakamazdım küçükken.
Gülümseten ilanlardan biri daha :)
Çok yaratıcı, tebrikler :)

Organi"c"

Posted: Thursday, January 20, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: 0 comments


İngilizce Organic, Türkçe Organik.
Türkçesi varken neden Gelibolu Organik değil?
İsim o kadar Türk ki, yanında Organic'in ne işi var? :)

Şalalaaaaa :)

Bakkala gidip ben bir Şalala istiyorum der misiniz?
Dikkat çekici olduğu kesin, çok da eğlenceli :)


Kay'da Değer :)

Posted: Monday, January 17, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , , 0 comments



Slogana markanın kendini dahil etmek çok sık karşılaştığımız bir yöntem. Bazen çok zorlama oluyor. Kay Süt de bunu denemiş. Kayda değer lezzetler :) Kayda değer ve Kay'da satın almanıza değer lezzetler...Zorlama değil mi? :)
Bu arada Duygu'sal Pazarlama'ya laf etmeyin sakın ha :)

Dayanamayıp yemişler :)

Posted: Friday, January 14, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: 0 comments


Bu ilanı gördüğümde espriyi beğenmekle birlikte, ürün görselinin olmaması, kirli bir çatal bıçak olmasını eleştirdim ne yalan söyliyim :) Ama hemen arka sağ sayfada aşağıdaki ilan vardı. Ben de eleştirimi geri aldım ve reklamı beğeniyle inceledim.
Çok hoş, esprili, dikkat çekici...


Bayıldım!

Posted: | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments

Çok sevimli :) Onun elinden herşey yenir :)
Kocaman elma olması ilginç önünde. Herhalde onunla ilgisi dağıtılıyordu çekimde.
Sloganı: "Alışverişinizi sevinç'le yapın". Böyle marka isminin sloganda kullanılması bazen çok zorlama olmuyor mu? Bir de küçük harfle yazıp, kesme işareti kullanılası doğru mu?
Neyse bu ufaklık sayesinde bu ilanı çok beğendim ben, çok eleştirmeyeyim :)

Küçülen fiyatlar

Posted: Wednesday, January 12, 2011 | Posted by Duygu Phillips | 3 comments



Komşu Fırın'ın ilanları diyor ki: "Büyüyen lezzetler, küçülen fiyatlar"
İlk bakışta belki yeni ürünlerimiz var, ürünlerimiz çok lezzetli, fiyatlarımız da yüksek değil diyor bu mesaj ama asıl söylenilen "ürünlerimiz aslında o kadar da lezzetli değildi, artık daha çok lezzetli ve fiyatlarımız daha yüksekti ama artık daha düşük" anlamına da gelmiyor mu? Ürünler mi büyüyor, lezzet mi artıyor anlamadım. Sizce?


Müjde! Nurtopu gibi bir dergimiz oldu! "The Play Barn Magazine"

Posted: Tuesday, January 11, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments


The Playbarn Magazine'in ilk sayısı çıktı.

Annebabalara yönelik hem eğlenceli hem bilgi dolu içeriğiyle capcanlı dolu dolu dergimizin ilk sayısında neler var neler!

Ünlülerden köşe yazıları (Şebnem Özinal, Abbas Güçlü), Sunay Akın ile eğlenceli bir röportaj, uzman diş doktorundan tavsiyeler, eğitim koçu köşesi, markalar diyarına yolculuk, eğlence, çocuklarla yapılabilecek aktiviteler, genç yazarımızdan eğlenceli ve faydalı "Beni çocuk mu sandın?" köşesi, tecrübeli anne ve baba yazarlarımızdan deneyim hikayeleri, ve daha birçok sürpriz!!!
 
Ücretsiz abone olun, her ay dergimiz size ulaşsın!
 
http://www.theplaybarnmagazine.blogspot.com/

Bebek ve çocuk markası: Kuspi :)

Posted: | Posted by Duygu Phillips | 0 comments

Ajanda Online Aktüel Dergi Ocak sayısını okuyun!

Posted: | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments


Ajanda'nın Ocak sayısında bu ay neler var neler,


Pera Müzesinde Frida Kahlo sergisi

Unutulmayacak Savaş Filmleri

Markalaşma Sanatı "Hediye Çılgınlığı"

Röportaj "Meriç Renkver ile Kısa Filmler hakkında konuştuk"

Kışa Özel Lezzet "Boza"

Hobi "Pul Koleksiyonu"

Gemiyle Karayipler ( Bölüm2)

Ayın Blogu "Syrakusa ve Beterböcek"

Çocuk Tiyatroları

Yeni Çıkan Kitaplar

Vizyondakiler,

Eğlenceli Etkinlikler

Okumak için ve ücretsiz abone olup her ay dergiyi almak için:  http://ajandadergi.blogspot.com/

Ajanda'da Sizin Kareleriniz de Olsun..

Posted: | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments

Ajanda'ya bir renk de siz katmak ister misiniz?






Ajanda'da yepyeni bir bolum baslatiyoruz...

Sizin Kareleriniz ...

Her ay icin belirleyecegimiz ve sizlerle paylasacagimiz konsept uzerine cektiginiz kareleri bizimle paylasin, dergimizde yayinlayalim.

Subat ayi sayisinda yayinlanmak uzere sizi GULUMSETEN bir fotograf karenizi paylasmaya ne dersiniz?



Fotograflarinizi ad-soyad varsa web adresiniz ile ajandadergisi@gmail.com adresine bekliyoruz.

Hiç günlük tuttunuz mu?

Posted: Sunday, January 9, 2011 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments


İlkokul birinci sınıftayken yaz ödevim günlük yazmaktı. Önce bir heves her gün ama sonra biriktirip biriktirip haftada bir yazmaya başladım. Ne de olsa her gün aynı şeyler: Hala aklımda J Sabah kalktım, elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi fırçaladım, kahvaltı yaptım…


Günlük yazmak deyince aklıma hemen o sene gelir ve yazdıklarım. İlk cümleden de dişlerimi fırçalamak…

Günlük yazmak diş fırçalamayı hatırlatıyor bana J

Bir günün ilk karşılaşılan ürünlerinden biri diş macunu. Hem de sadık olduğum bir ürün. Zaman zaman farklı markalar denesem de beğendiğim bir tanesini bulunca bir süre vazgeçmem. Son zamanlarda Signal White Now Ice Cool favorim. Hem ambalajı güzel, mavi, farklı ve ezilmiyor. Kapağı çevir kapaklardan, açık kalmıyor. Mesela Colgate’in ekonomik diyebileceğimiz diş macununun kapağı hep açık kalıyor, diş macunu kuruyor. Ayrıca Ice Cool’un tadı da güzel. Fresh. Bu tadı bulmak pek kolay değl.

Diş macunlarından Sensodine bir dönem ilgimi çekti. İlk girdiklerinde çok etkili bir iletişim yaptıklarını düşünüyorum. “Diş hekimlerinin tavsiyesi” klasiktir ama Sensodine’in diş hekimlerini kullanma tarzı sanki daha dikkat çekici ve daha etkileyiciydi. Acaba ben mi fazla objektif davranamıyorum? Çünkü ilk sensodine reklamlarında aile dostumuz, çok sevdiğim, aynı zamanda dişçim Ahmet Özmete’nin oynamış olması mı benim ilgimi çekti ve beni ikna etti bilmiyorum. Ama ben Sensodine’in uzman konumlandırmasına inandım ve bunu aklıma böyle kazıdım.

Ama o zaman neden Signal White Now Ice Cool yerine Sensodine kullanmıyorum? Sensodine kullanırken kendimi güvende hissediyorum. Dişlerime iyi bakıyorum diyorum. Kendimi sorumluluk sahibi hissediyorum. Yani fiziksel fayda, duygusal fayda, kişisel fayda, hepsinin bilincindeyim. Ne güzel işte. Aslında tam da almam gereken marka. Ama ben Signal’in tadına vuruldum. O tada Sensodine’de rastlamadım. Belki vardır. Ama denemedim, deneyemedim tüm ürünlerini Sensodine’in. Demek ki tad çok önemli diş macununda. Hatta kaliteden daha mı önemli ne? Signal de kaliteli, ama Sensodine daha Premium ve daha kaliteli sanki. Aman, olsun, yine bilinir bir marka, yıllarsın Signal’ini kullanıyorum. Tadı da güzel. Ambalajı da ezilmiyor fazla, kapağıda kapanıyor. Sıkılana kadar Signal’e devam.

Eşler arasında hep konudur, diş macununu ortasından sıkma! Küçükken babamın bana aynı nasihatte bulunduğunu hatırlıyorum. “Ben yapmadım” derdim J Şimdi eşim Brandon da söylüyor ara sıra. Ama ona ne ki J Benim macunum ayrı J Ama ben ortadan sıkmıyorum zaten JKendi yamuluyo…

Güne diş macunu ile başlayıp, diş macunu ile kapatıyoruz.

Herkese sağlıklı günler, sağlıklı dişler, güzel gülücükler.

When said: "Coffee of the World"....

Posted: Wednesday, January 5, 2011 | Posted by Duygu Phillips | 1 comments

I saw this poster at a shopping mall. "Take the coffee of the world home with you". or another translation would be: "Take a lot of coffee home with you". Because "dünyanın kahvesi" means "a lot of coffee or coffee of the world" (meaning coffee from all around the world). I liked the dual slogan. I said "Well done "Kahve Dünyası" (Kahve Dünyası is a national coffee shop chain in Turkey and it means World of Coffee). When I put this pic on my laptop and started writing about it, I realized it was a poster of Gloria Jeans. :) Then, well done Gloria Jeans! But this message would work well for Kahve Dünyası...:)

Dünyanın Kahvesi deyince...

Posted: | Posted by Duygu Phillips | 0 comments


Bu çok ilginç. Yine Capitol’de gördüm bu ayaklı panoyu. “Dünyanın kahvesi evinize götürün.” Söylem hoşuma gitti. “Aa ne güzel yapmışlar, aferin, güzel bağlantı kurmuşlar, mesaj da güzel, bravo Kahve Dünyası” dedim, resmini çektim. Şimdi yazarken bir de ne göreyim? Gloria Jeans posteriymiş J Aferin Gloria Jeans o zaman. Tüh Kahve Dünyası’na da yakışırdı bu mesaj J

Komik gelenler...

Posted: | Posted by Duygu Phillips | 0 comments

Bu markayı Akmerkez’de Berk’te gördüm. Çok kaliteli, harika çoraplar gerçekten. Ne yapalım Türk bir marka değil, ama bu isim beni çok güldürdü.  Yine de alırım ama istemeye kalksam gülmekten söyleyemem sanki.


En sevdiklerimden J  Shiraz üzümlerinden yapılan şaraplar  J mmmm…. Bu Shiraz ise mobilyacı. Binanın üzerinde yer alan kocaman logolarını Merter civarında E5’ten görmemek imkansız.   Önemli yanı şu ki logo tasarımında çok sevdiğim Simit Sarayı’ndan esinlenmişler gibi geldi.

Cap Getir

Posted: Tuesday, January 4, 2011 | Posted by Duygu Phillips | 0 comments

Capitol’de gördüğüm bu uygulama ilginç. Alışveriş yaparken bir şey beğendiniz ama bedeni yok, rengi yok. Capgetir servise söylüyorsunuz, hemen siz alışverişe devam ederken gidiyor, istediğiniz ürünü alıp getiriyor. Ücret alıyorlar mı bilmiyorum, ama sanırım almıyorlardır. Fikir yaratıcı, isim başarılı, branding de fena değil. Acaba kaç kişinin haberi vardır bu uygulamadan ve kaç kişi kullanıyordur?

Keyifli Pazar Kahvaltıları

Posted: Sunday, October 17, 2010 | Posted by Duygu Phillips | 0 comments

Pazar markası ne olabilir?


Pazar gününe özel…

Düşünürken aklıma, geçtiğimiz sene Pazar günleri çok gittiğimiz Beyaz Fırın geldi.

Beyaz Fırın’da kahvaltı keyiflidir. Bol hamurludur aynı zamanda. J

Suadiye sahildekine çok gittik. Sahibi de çok sempatik biri. Zaman zaman gelir, müşterilerle sohbet eder.

Beyaz Fırın’ın yıllardır yaptığını geçtiğimiz sene çoğalan Komşu Fırın’lar da yapmaya başlayınca bu iş iyice popüler hale geldi.

Komşu Fırın hızla çoğalmakta.

Bağdat Caddesi Şaşkınbakkal’da eski Friday’s yerine açılan Komşu Fırın’ın vitrini gerçekten insanı imrendiriyor. Bir de sokağa yayılan koku. Müthiş. Vitrinde sergilenen ekmekler…Fiyatları da yüksek buarada. Ancak dolup taşıyor. Sadece Şaşkınbakkal’daki değil, Ataşehir’deki, Bostancı’daki…sokak arası ve yol üzerindekiler…hepsi hep dolu.

Bana pek sempatik gelmiyor doğrusu.

Beyaz Fırın’ı tercih ediyoruz hala…

Dök dök yeeee :)

Posted: Saturday, October 16, 2010 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments



Mayonezli ketçap neden yok? Ya da fesleğenli ketçap?



Eminim içinizden bazıları mayonezle ketçapı harmanlamayı sever. Görüntü pek hoş olmaz ama tadı güzeldir. Yakın arkadaşım Deniz bayılır mesela. Biraz da çocuksu bir harekettir ikisini karıştırmak. Hamburger, patates, dürüm yerken daha da çocuk gibi hissedersiniz kendinizi, en azından o kalorileri alırken daha az suçluluk duygusu hissedersiniz, çünkü eğleniyorsunuzdur.

Neyse, hamburger, dürüm bir yana, neden ketçapın çeşitleri yok? En fazla acılısı var, acısızı var. Bir de çocuklar için olanlar, ama onlar da sadece ambalajda fark yaratıyor. Tat aynı.

Şimdilerde denemeler var. Tat'ın aromalı ketçapları var. Kekikli, barbekü. Bakalım çoğalacak mı örnekleri, çeşitleri?

Heinz bu işin ustası. Babası. Ketçap baba.

Bu konuya Malcolm Gladwell’in “What the dog saw” adlı kitabında rastladım. Jim Wagon adında biri 3-4 sene önce denemiş ketçaba aroma katmayı. Kendine Grey Poupon marka hardalı örnek alarak. Bu hardal Amerikalılara hardalı çeşitlendiren marka. Jim Wagon ketçaba kırmızı biber, İspanyol soğanı,sarımsak ve yüksek kaliteli domates salçası eklemiş. Ayrıca fesleğeni elle kıyarak eklemiş ki tadı bozulmasın. Bu ketçabı gurme marketlerde Heinz’ın 3 katı fiyata satmaya başlamış, adı da World’s Best Ketchup olmuş. 6 farklı tat sunmuş: normal, tatlı, dereotlu, sarımsaklı, karamelize soğanlı ve fesleğenli. Jim Wagon, Grey Poupon’un hardala yaptığı gibi, iyi hardal yap kazan felsefesiyle yola çıkarak, iyi ketçap yap, insanlar bunu anlar ve sana gelir mantığıyla ilerlemiş. Ancak işler Grey Poupon’daki gibi gitmemiş. World’s Best, ketçaptan çok sos olarak algılanmış ve ketçap fikri suya düşmüş.

Yazı ilginç. Okumanızı tavsiye ederim.

Daha önce hiç düşünmemiştim doğrusu. Ketçabı ketçap olarak kabul etmişizdir. Başka bir tat istersek dolu sos var, onlardan alırız. Ama hardallar çeşit çeşit.

Bu arada ketçap kelimesi de hep ilgimi çekmiştir. İngilizcede “I’ll catch up with you later” (sana daha sonra yetişirim veya seninle daha sonra buluşuruz gibi) deriz mesela J “Catch” yakalamak anlamına geliyor, “catch up” fiilinin ise yetişmek, kapıp kaçmak, etkilemek, büyülemek, donatmak, bilgilendirmek, geri kalmamak gibi anlamları var. En çok kullanılan anlamı yetişmek. İngilizcede ketçap “ketchup”. Catsup veya catchup dan geldiği de söyleniyor. Wikipedia’da farklı etimolojik teorilere yer verilmiş. Çincede kôe-chiap kelimesinden geliyor olabilirmiş, anlamı da the brine of pickled fish or shellfish. Yine bir başka Çin teorisine göre ketchup kelimesinin çince de iki harften geldiğini, bunların da “patlıcan sosu” anlamına geldiğini söylüyor. Patlıcan anlamına gelen ilk harf aynı zamanda domates kelimesinin kökü. İkinci harf ise sos anlamına geliyor. Malay teorisine göre kicap balık sosu anlamına geliyor ve ketchup buradan gelmekte. Endonezya mutfağında kecap soya sosu demek.

Amerikalı antropolojist Anderson’a göre ketchup Fransızca escaveche kelimesinden geliyor. Escaveche sosun içinde yemek demek. İspanyolca ve Portekizcede de escabeche turşu için sos anlamında.

1690 yılında ingilizce sözlükte ketchup anlamı şöyle: Kaliteli Hint sosu.

1730’da yazılmış bir kitapta catsup geçiyor. 1817’de yazılmış bir kitapta market listesinde ketchup kelimesine rastlıyoruz.

1845’te yemek kitabında cevizli ketchup var.

Ketçap ketçaptır mı? Yoksa çeşitleri olmalı mı? Heinz’ın bi bildiği vardır herhalde. Ya sizce?

Jelly Belly Jelly Beans

Posted: Friday, October 15, 2010 | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments


It’s very popular in the US. Now, it is also in Turkey. I usually see it next to the cashier. Though I dont know if it is quite as popular here, whetever people know about it or not.



Jelly Beans are various. You eat one and you taste popcorn. Or honey. Or chocolate, mint, orange…various fruit….There are 50 different aromas. Bubble gum, cinnamon, chocolate puding, pina colada, margarita…



Jelly Belly brand is very famous. They produce new products. One of those is “cocktail classics”. Their slogan is “It’s five o’clock somewhere”. They should change it as “It’s 8 o’clock somewhere for Turkey” :) There are different aromas: Margarita, Pomogrenade Cosmo, Strawberry Daiquiri, Mojito…Colorful, tasty, different tastes. Branding is very good. Packaging, design is very successful.



There is a co-branding with Hello Kitty. The jelly beans are designed to be more fun for kids.



I also like their new product called “honey beans”. Their slogan “Bee-licious” is very cute. The visuals reflect the real taste of honey.



Their seasonal taste caught my attention. They made new beans in special packaging.



Jelly Belly Jelly Brans were born in 1976. There were 8 aromas to start with.


The positining is “true-to-life” flavors. Really the tastes are real. :) I suggest you to try them.


Last, I would like to mention their new product called “Bean Boozled”. It says: “Dare to compare” on the box. It is designed for kids but we had great fun at the Office. There are 2 flavors of each color in the box. One of them is good, normal, the other one is very bad. For example, the green one tastes like apple if you are lucky and if you are unlucky it tastes like bugger. Or the white one tastes like coconut for the lucky ones, and like baby diaper for the unlucky ones. I was one of the unlucky ones. Having played this game right after a delicious birthday cake, I had to swallow rotten cheese. But it was fun! :)



Jelly Belly Jelly Beans

Posted: | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments



Amerika’da çok popüler. Artık Türkiye’de de satılıyor. Genellikle marketlerde kasa yanında görüyorum. Ama çok tutuluyor mu, çok kişinin haberi var mı bilmiyorum.



Jelly Beans çeşit çeşit. Bir tanesini atıyorsunuz ağzınıza, sanki popcorn yiyormuş gibi oluyorsunuz. Ya da bal. Ya da çikolata, nane, portakal…çeşit çeşit meyvalar…50 çeşit tat var. Sakız tadı, çikolatalı puding, tarçın, pina colada, margarita…



Jelly Beans üreten çeşitli markalar var. Jelly Belly markası çok meşhur.






Yeni yeni ürünler çıkarıyorlar.
Bunlardan biri cocktail classics. “It’s five o’clock somewhere” sloganı. Türkiye için bunu 8 o’clock yapmak lazım tabi ? Margarita, Pomogrenade Cosmo, Strawberry Daiquiri, Mojito aromalı jelly beans. Renk renk, farklı tatlar. Branding çalışmaları çok güzel. Ambalaj, tasarım çok başarılı.



Hello Kitty ile bir co-branding yapılmış. Çocuklar için daha da eğlenceli hale getirilmiş jelly beans.




Yeni bir ürünleri de ballı jelly beans. İlanında kullandıkları “Bee-licious” çok hoşuma gitti. Görsel de gerçek tadı yansıtıyor.


Dönemsel ürünleri de dikkatimi çekti. Yaklaşan cadılar bayramı için özel kutulu beans yapmışlar.


Jelly Beans 1976 yılında doğmuş. İlk olarak 8 aromaya sahipmiş.

Konumlandırması da “true-to-life” flavors. Gerçekten tatlar çok gerçek ? Denemenizi öneririm.
Son olarak da “Dare to compare” (karşılaştırmaya cesaretin var mı?) adlı ürünleri. Çocuklar için tasarlanmış sanırım, ama bizim ofiste de iyi eğlence kaynağı oldu. Aynı renkte 2şer farklı tat var kutuda. Bu tatlardan biri iyi, normal, diğeri ise çok kötü. Mesela yeşil olanı şanslı iseniz elma, şanssız iseniz sümük tadında. Ya da beyaz olan şanslılara Hindistan cevizi, şanssızlara bebek bezi. Ben şanssızlardandım maalesef. Hem de güzel bir doğumgünü pastası üzerine oynayınca bu oyunu, küflü peynir yemek durumunda kaldım. Ama çok eğlenceli ?


Kola Aşkına!

Posted: | Posted by Duygu Phillips | Labels: , 0 comments

Geçenlerde 3 kişi öğle yemeğindeydik. Yemek siparişini takiben içeceklerimizi sipariş ettik. “Ben bir Kola Ziro” alayım”, “Ben Diyet Kola istiyorum”, “Ben Layt Kola alacağım”. Üçümüz de aynı markayı farklı şekilde istedik. Tamam Zero ve Diet birbirinden farklı ürünler. Ama Diet Cola’yı iki farklı şekilde istedik.






 

Zero bayağı yerleşti. Ben başta Zero’yu çok beğendim ve yıllardır içtiğim Diet Cola’yı bırakıp, Zero içmeye başladım. Ancak birkaç ay sonra sıkıldım ve yine Diet’e döndüm. Ama Diet yok Zero var deseler tereddüt etmeden Zero alırım.


Yurtdışında hep problem yaşıyorum Diet Cola ile. Fransa’da “Koka Layt” derdim. Amerika’da Diet Coke diyip ne istediğimi anlatamadım. Birkaç kere anlaşılamayınca çözümü Dr. Pepper içmekte buldum. Dr. Pepper deneme fırsatınız oldu mu bilmem. Amerika’da Coca Cola’nın güçlü bir rakibi. Tadı kola gibi ama biraz garip. Hatta ilk içtiğimde hiç beğenmemiştim, hani çocukken içtiğimiz şuruplara benziyor tadı. Karamel mi,vişne mi, bir tat işte bilmiyorum. Ama alışınca çok da güzel geliyor. Dr. Pepper Light dedim, çıktım işin içinden.
 
Dr. Pepper diyince aklıma geldi. Dr. Pepper bir de vişnelisini çıkarmış. Tadı iyice garipleşmiş. Ofiste arkadaşlarımla paylaştım, bir beğenen çıkmadı. Çok kişi bitiremedi küçücük bardağı. Hal böyle olunca Coca Cola da vişneli kola çıkarmış. Coca Cola Cherry. O bence fena değil. Arkadaşlarım da onu Dr. Pepper’a tercih ettiler. Daha az şurup tadı var.

 



Hangisi daha önce çıktı bilmiyorum ama tahminim Dr. Pepper’ın daha önce çıkardığı. Yani Coca Cola takipçi olmuş olabilir.


Türkiye’de bu tadı bize sunacaklarını hiç sanmam. Denemeye bile gerek yok. Amerika’nın Dr. Pepper ile öyle tatlara alışkanlığı var ve seviyorlar. Ama burada tutmaz.

Coca Cola’nın daha önce kafeinsiz, vanilyalı gibi denemeleri de olmuştu. Kafeinsiz kola aslında iyi fikir. Olsa içerim. Ne de olsa kafeinden uzaklaşmaya çalışıyoruz, selülit vs. korkutuyor bizi.

Normal kola içenler de Diet içemezler. Hep şöyle derler: Ay Diet kola çok şekerli geliyor bana. Veya çok zayıf olanlar “Diet içmeye ihtiyacım yok” der.

Tamamen alışkanlık. Zaten bağımlılık yapıyor, bir süre sonra alışıyorsunuz.

Ben severim kolayı, çocukken de sevdim. Kolalı şekerlere de bayılırdım. Kolalı sakız.

Ama umarım Damla sevmez J